Sebze yemekleri diyet için motivasyon


2 Hangi programa başlarsanız başlayın mevcut ağırlığınızın yüzde 3-5’inden fazlasını kaybetmeyi düşünüyorsanız önce bir doktorla görüşün, tıbbi bir denetimden geçin. Yüzde 5’i geçen kilo kayıplarının metabolizmanız ve hormonal yapılanmanızda ciddi değişiklikler yapacağını unutmayın.3 Diyetisyen doktorlardan da, doktor diyetisyenlerden de, kendini hem doktor hem diyetisyen yerine koyan egzersiz danışmanlarından uzak durun. Unutmayın ki kilo sorununda da hızla giden aynı hızla geri geliyor, verilen kilolar yeniden ve fazlasıyla alınıyor. En etkilisini değil, makulü aramalı, sosyalleşmeye, zaman zaman kırmızı ışıklarda geçebilmeye fırsat tanınmalı. Çünkü diyet -sözcük anlamı tamamen farklı da olsa- hepimizin aklına en iyi olasılık, en sevimli haliyle bile “kibrit kutusu kadar peyniri, kızarmış ince bir dilim ekmeği, salatalık, domates ve biberi” getiriyor.Kısacası diyetten bahsedilince “açlık, lezzetsizlik ve keyifsiz bir yaşamın bizi beklediği” düşüncesine kapılıyoruz.Çünkü -bize göre- kilo sorunu “çözülebilen”, daha da önemlisi “yönetilebilen” bir problemdir.Doğru beslenmenin temel ilkelerini öğrenmeye çalışın. Duygusal yemeleriniz varsa önlemlerini, yanlış gıda seçimleriniz varsa düzeltme yollarını kavramayı hedefleyin. Bitkisel ve doğal olduğu söylenen desteklerden de kesinlikle uzak durun. Ne yapıldığını nasıl bir plan uygulandığını anlamaya gayret edin. Hayatı bir bütün olarak değiştirmek, yanlışlardan belli bir program dâhilinde yavaş yavaş vazgeçmek hedeflenmeli. Diyet sözcüğü sevimsizdirÖnemli bir nokta da şu: Diyet sözcüğü kimseye sevimli gelmiyor.Hiç kimse keyiften, yemeden, içmeden, kısacası yeme içme süreçlerinin getirdiği sosyalleşmeden ayrı kalmayı uzun süre başaramaz. 4 Kilo vermek amacıyla zayıflama haplarını reçeteli olsun ya da olmasın kesinlikle kullanmayın. Daha da önemlisi hayatı tehdit eden sorunlara yol açabiliyor. Gerektiğinde bu yolculuğun uzun sürebileceğini unutmayın. 7 Siz de bilgili bir kilo yöneticisi olmaya çalışın. Bazen kullandığımız ilaçlar, yönetemediğimiz sorunlar, hatta doğal süreçler de -hamilelik, menopoz, andropoz gibi- olabiliyor. Mesela her gün gözünüzün önünden geçen, beyninize işleyen yiyecek reklamları, işyeri ya da okul kantinlerinde satılan yüksek kalorili, şeker, un, yağ zengini atıştırmalıklar, bazen de sizi her gün köşedeki bara içmeye veya alt sokaktaki fast food’cuya götüren arkadaşlar ve daha neler, neler... Çünkü tıbbın her alanında olduğu gibi burada da teşhis olmadan tedavi planlanamaz.

Yaşasın Hayat ekibi olarak bu bizim ortak fikrimizdir.BAŞARININ İLK 10 KURALI1 Kilo alma nedeniniz belirlenmeden sadece diyet veya egzersiz ile yola çıkmayın! Kilo programına aldığımız herkese de aynı düşünceyi aşılamaya çalışırız.Doğal olarak bu sürecin sosyalleşmemizi engelleyeceğini, bizi arkadaş ortamlarından uzaklaştıracağını düşünüyor, korkuya kapılıp strese giriyoruz. Hiç kimse hayatımızın 3-5 ayını -hele bir de kronik diyetçiyseniz her yılın 3-5 ayını- salata, çorba, haşlanmış sebze, soda, limon ile geçiştirmekten, ömrünü “sütlaç, dondurma, muhallebi yasaklısı” olarak sürdürmekten hoşlanmaz.Metabolizmalarını, hormonal organizasyonlarını, ruhsal durumlarını, hatta işleri, çevreleri ve aileleriyle ilişkilerini izleme fırsatı bulduk. Bu sabotajcı bazen kanda aşırı yükselen insülin, az üretilen tiroid hormonu, çok üretilen kortizol, çok fazla düşen şeker, bazen kaygı durumları, korkular, endişeler, kısacası “mutsuzluk halleri”, bazen de içine düşülen yalnızlıklar, bunaltılar, kıvranmalar ve çözümü yiyeceklerde aramalardır.