Zs bir ayda 8 kilos 1200


ABD’deki mahkûm sayısı en az 2 milyon, Çin ve Rusya’da ise yaklaşık bir milyon kişinin cezaevlerinde olduğu belirtiliyor. Ülkemiz, cezaevlerindeki mahkûm sayısı yüz bini aşan dokuz ülkeden biri.Kışlalar, okullar, ibadet mekânları, fabrikalar, hatta sosyal medya birer Panopticon hâline dönüşüyor. Parantezi kapatıp devam edersek, Foucault’nun işaret ettiği gibi “modern” infaz sisteminde sadece “seyir” değil genel olarak “acı” da iptal edilmiştir.Çünkü bir nesneye sahip olmak, saklamak ya da onu denetlemek yaşam sürecinin belirli ve kısa alanlarına özgü, onunla kısıtlıdır,”[3] sözleriyle betimlediği kapitalist yabancılaşma dünyasında 10 milyondan fazla insan cezaevlerinde.Her hücre bu halkanın iç kısmına açıktı ve halkanın dış cephesindeki duvarda birer pencere vardı.Jeremy Bentham’ın 1785 yılında, muhtemelen Versailles’ın Hayvanat Bahçesi’nden esinlenerek tasarladığı “modern” hapishane modeli Panopticon (“pan”=bütünü, “opticon”=gözlemlemek) adını taşıyordu.Bentham’ın yaklaşımına göre, gözlemlenen her yanlış davranışının ceza getireceğini bilen, ama davranışlarının aslında ne zaman gözlemlendiğini bilmeyen mahpusun, aklını başına toplayarak her zaman izleniyormuşçasına davranmaktan başka seçeneği yoktu.Panopticon’un temelinde yatan ilke, tek odalı hücrenin içindeki sakine saklanacak hiçbir yer bırakmaması, buna karşılık dış cephedeki duvarın penceresinden gelen dış ışığın kuledeki nöbetçilere mahpusun her hareketinin bir siluetini izleme olanağını sağlamasıydı.

İnfaz Yasası’nda yapılan bir değişiklikle ağır hastalığı ve sakatlığı bulunan mahkûmların tahliyesi kolaylaştırıldı. Tahliye başvurusu yapan 460 tutuklu ve hükümlüden sadece 43’ünün cezasının infazı geri bırakıldı. ZİNDAN(LAR)IN DİBACESİ Özü itibariyle “Panoptikon” sözcüğüyle özetlenmesi gereken hapishane hâli; İngiliz filozof ve hukukçu, toplum reformcusu, ‘faydacılık’ düşüncesinin teorisyeni Jeremy Bentham’ın 1785 yılında tasarlamış olduğu bir modelidir.Artık “beden” cezalandırmanın ana hedefi değildir.[6] (Bu açıdan bakıldığından 1980 sonrasının Mamak ve Diyarbakır hapishaneleri veya “Hayata Dönüş Harekâtı” “Karanlık Çağlar”a ait yüz kızartıcı birer örnektir!Onun tasarladığı hapishane projesi modern çağda teknolojinin de gelişmesiyle cezaevlerinde, özellikle de Türkiye cezaevlerinde hayata geçirilmiş durumda.) Evet, bu modern sistemde de “suçlu” içeri kapatılır, ayağına zincir, pranga vurulur, elleri kelepçelenir, zorla çalıştırılır, hücreye atılır, tecrit edilir ama bunlar eskinin “bedene azap verme” anlayışıyla yapılmaz. Modern ceza ve infaz sisteminin bir diğer özelliği, ortaçağın işkencecisinin yerini artık kocaman bir teknisyenler ordusunun almasıdır.Aslı sorulursa, sürdürülemez kapitalizmin elinde yerkürenin de “Dev Bir Panopticon”a dönüştürüldüğü koordinatlarda Panoptikon üzerinde durmak yararlı olacaktır.